Fazla kilo problemi 2-3kg'dan, 30-40kg'ya hatta bazen daha fazla miktarlara ulaşabilen günümüz insanının önemli ve çok yaygın yaşadığı bir sorunudur. Az miktardaki fazlalıklar genelde estetik, kozmetik açıdan rahatsız edici olurken belirli miktarı geçen kilo fazlaları hayatı tehdit edebilen boyutlarda olabilmektedir. Dünya sağlık örgütü verilerine göre tüm dünyada 1 milyar kişinin fazla kilolu olduğu tahmin edilmektedir. Yine bu 1 milyar kişiden 300 milyonu obezite sınırını geçmiş durumdadır. Sağlık bakanlığı verilerine göre maalesef Türkiye?de de durum çok yaygın gözükmektedir. Kırsal kesimde yaşayanların %19,6?sı kentsel kesimde yaşayanların %23,8?i kiloludur. Yine çocuklar arasında yapılan bir ankete göre çocukların %11,6?sı obezdir. Böylesine yaygın görülen ve çok önemli hastalıklara yol açabilen bu problemin mutlaka ciddiyetle ele alınması gerekmektedir.

Fazla kilo her şeyden önce bir sağlık problemidir ve çözümü de bir sağlık problemi gibi ele alınmalıdır. Tıbbi çevrelerde fazla kilo BMI (body mass index, vücut kitle indeksi) ile değerlendirilir. BMI vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesi ile bulunur.

BMI Sınıflama
< 18,5 Zayıf
18,5?24,9 Normal
25,0?29,9 Kilolu
30,0?34,9 1.derece obez
35,0?39,9 2.derece obez
? 40,0 3.derece obez

Kilo fazlasına yol açabilen tıbbi durumlar
Vücutta fazla kilo birikim, harcanan enerjiden daha fazla kalori alımı sonucu gerçekleşir. Fazla kiloların erimesi için ihtiyacın altında kalori almak gerekir. Böylece vücut eksik enerjiyi depolarını kullanarak tamamlar, depolar azalmış olur. Her ne kadar yukarıdaki matematiksel izah doğru da olsa gerek kilo alma gerekse kilo verme işlemi çok daha karmaşık bir süreçtir. Hastayı bir kilo verme sürecine sokmadan önce söz konusu fazla kilolara sebep olabilecek durumlar ele alınmalıdır. Şeker hastalığı (Tip2 diabetes mellitus) kilo problemi olan tüm hastalarda araştırılmalıdır. Böyle bir hastalık söz konusu ise, bu hastalığın tedavisi hem sağlık açısından hem de fazla kilolarla baş edebilme açısından çok önemlidir. Bunun yanı sıra hipotiroidi, kilolu hastalarda karşılaşılabilecek bir başka sorundur. Kilo almaya eğilimi artırır. Konstipasyon (kabızlık), metabolizma bozuklukları, yeme bozuklukları ve depresyon da kilo alma eğilimini arttıran, kilolu hastalarda araştırılması gereken hastalıklardır.

Kilo fazlasının yol açabildiği tıbbi durumlar
İlk aşamada kilo problemine yol açabilecek hastalıkları ele almıştık. İkinci aşamada ise fazla kilonun vücutta meydana getirdiği tahribat sonucu oluşmuş olabilecek hastalıklar araştırılmalı, varsa bunların tedavisi yapılıp, gerekli önlemler alınmalıdır. Bu hastalıkların başında hipertansiyon gelir. Bunun yanı sıra ateroskleroz (damar sertliği), koroner kalp hastalığı, böbrek fonksiyonları ve göz dibi muayenesi de yapılmalıdır. Bilimsel bir kilo verme programı mutlaka bu araştırmaların yapılması ile başlamalıdır.

Beslenme programı
Kilo verme programının sonraki aşamasında bir vücut analizi yapılmalı ve bu analiz sonuçlarına göre fazla yağ miktarı, kas ve kemik yapısı belirlenmelidir. Yine bu analiz yardımı ile günlük kalori ihtiyacı saptanmalıdır. Kişinin beslenme alışkalınları göz önünde bulundurularak günlük kalori ihtiyacının 500-700 kalori eksiği dengeli bir beslenme progamı hazırlanmalıdır. Hazırlanan düşük kalorili beslenme programında vücudumuz için vazgeçilmez olan vitamin minarel ve diğer besleyici maddelerin dengeli bir şekilde alımı çok önemlidir. Aksi takdirde diyet esnasında kişide ciddi yorgunluk ve halsizlikler oluşur. Diyetin uzun süre uygulanması sonucunda daha ciddi hastalık tabloları ile de karşılaşılabilir. Bu yüzden dengeli beslenme progamı azami önem taşır.

Egzersiz
Bilimsel bir kilo verme programında, tıbbi durumlar ve kişinin beslenme özelliklerinin gözetildiği, düşük kalorili, dengeli bir beslenme programının en büyük tamamlayıcısı egzersizdir. Egzersiz programı yine hastanın tıbbi durumuna göre belirlenmelidir. Sadece birkaç kilo fazlası olanlarda, fazla yağ dokusunun toplandığı bölgeye yönelik, yağ dokusunu mobilize edici egzersizler uygun olacaktır. Daha fazla kilo problemi olanlada yürüyüş yada mümkünse yüzme daha uygun bir seçim olacaktır. Kişinin yaşına göre maksimum yağ yakımını sağladığı egzersiz nabzı belirlenmeli ve yapılan egzersizin yoğunluğu buna göre ayarlanmalıdır.

Kişiye özel tıbbı tedavi ve yaklaşımlar, başarılı sonuçları sebebi ile son yıllarda batıda büyük önem kazanmışlar ve rağbet görmüşlerdir. Fazla kilo sorunun çözümünde de şüphesiz kişiye özel stratejiler çok önemlidir. Zira konfeksiyon usulü hazır zayıflama reçetelerinin sonucu ortadadır. Çoğu kimse bu yöntemlerle ya hiç kilo verememekte ya vedikleri kiloları diyet pogramının hemen akabinde fazlasıyla geri almakta yada kilo verme sürecinde ciddi sağlık sıkıntıları ile karşılaşmaktadır. Kilo birikimi kişiye özel pek çok farklı psikolojik ve fiziksel sürecin sonunda gerçekleşmektedir. Bu sürecin geri işleyebilmesi, ancak kişiye özel bu sorunların ortadan kalkmasına bağlıdır. Burada anahtar kelime "kişiye özel"dir.

Kilo probleminin kişiye özel olası psikolojik ve fiziksel sebepleri
Kişiye özel yaklaşımda ilk önce fazla kilo şikayeti ile başvuran kimsede kilo birikime yol açan psikolojik ve fiziksel koşullar belirlenmelidir. Psikolojik süreçler kilo verme programlarında en çok ihmal edilen ama kilo problemine en çok yol açabilen sebeplerdendir. Yaşanılmış psikolojik bir travma ya da çatışma yeme bozukluğu olarak kendini gösterebilmektedir. Kimi zaman sadece bu travmanın tedavisi yada çatışmanın çözülmesi kilo poblemini ortadan kaldırmaya yetebilmektedir. Kronik kabızlık, yeme alışkanlığı bozuklukları, öğün saatlerinin uygun olmaması ya da tek yönlü beslenme gibi fiziksel süreçler de kilo problemi oluşturabilmektedir.

Kişiye özel kilo verme stratejileri
Kilo almaya yol açabilecek durumlar kişiye özel açıdan ele alındıktan sonra kilo verme stratejileri de mutlaka kişiye özel oluşturulmalıdır. Kişiye özel olarak düzenlenecek düşük kalorili beslenme programında kişinin o güne kadar edindiği beslenme alışkanlıkları mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Söz konusu program sadece kilo verme sürecinde değil, bazı ufak değişiklik ve ilavelerle daha sonra kilo koruma programında da ömür boyu uygulanacaktır. Bu sebeple beslenme programı, uygulayacak kişi tarafından tam olarak benimsenmelidir.

Programlar oluşturulurken göz önünde bulundurulması gereken bir başka önemli konu da kişilerin günlük rutinleridir. Herkesin yaptığı iş, harcadığı günlük kalori, sabah kalkış, akşam yatış saatleri, gıdaya ulaşabilme imkanı, yemek hazırlamaya ayırabileceği süre farklıdır. Bu sebeple herkese uygun tek bir beslenme programından bahsetmek imkansızdır. Yukarıda sayılan farklılıklar göz önünde bulundurularak uygun bir beslenme programı oluşturulmalıdır.

Yine kişiye özel planlanması gereken bir başka önemli konu da egzersizdir. Örneğin yüzmek pek çok kimse içi çok uygun bir egzersiz çeşididir. Ama pek az kişi yüzme fırsatı bulabilmektedir. Egzersiz planlamasındaki bir diğer önemli konu da yaşa ve kondisyona göre yağ yakımının maksimum olduğu egzersiz nabzını belirlemektir. Egzersiz türü de gerek eldeki imkanlar gerekse planlanan hedeflere göre yine kişiye özel seçilecektir.

Fazla kilo sorunu çok yaygındır. Bu sebeple bu sorunun çözümüne yönelik birçok doğru ? yanlış uygulamalar, diyet listeleri hatta ilaçlar kulaktan kulağa yayılmaktadır. Oysa unutulmaması gerekir ki, kilo verme programları (yukarıda sebebini açıkladığımız nedenlerden ötürü) kişiye özel oluşturulmalıdır. Aksi takdirde çoğu zaman olduğu gibi işe yaramaz ya da başlangıçta işe yarar gibi gözükse de sürecin devamında verilen kilolar fazlası ile geri alınır.

Kilo verme programlarında bilimsel ve tıbbi yaklaşım çok önemlidir. Böyle bir programa başlamadan önce mutlaka bu duruma yol açabilecek tıbbi koşullar ele alınmalıdır. (bkz. Bilimsel ve medikal yaklaşımla kilo problemi ve çözümleri) Aksi takdirde kalıcı ve düzenli kilo vermek yine mümkün olmayacaktır.

Kilo verme programları sırasında kimi zaman ilaçlardan faydalanabilir. Ama bu ancak bir doktor gözetiminde mümkündür. Aksi takdirde kişinin sağlığında geri dönüşü olmayan çok önemli tahribatlar meydana gelebilir. Bir doktor tarafından reçete edilmemiş bir ilaç kullanmak kişinin kendi sağlığını hiçe sayması demektir ayrıca etkili olma ihtimali de çok düşüktür.

Kilo verme konusundaki bir başka yaygın hata ise hızlı kilo vermeye çalışmaktır. Doğru kilo verme hızı hafta 0.5-1 kg arasıdır. Daha hızlı verilen kiloların hem geri alınma riski çok yüksek hem de vücudu yıpratıcı etkileri çok fazladır.

Fazla kilo probleminin tek çözümü şüphesiz ki (uygun) diyet ve egzersizdir. Bununla birlikte bu ikiliyi destekleyen en kuvvetli faktör ise akupunkturdur. Akupunkturun kilo verme konusundaki desteğini ispatlayan çok sayıda bilimsel makale mevcuttur. Akupunktur kilo verme programı sırasında birçok farklı noktadan kişiye destek verir:

» Tokluk hissi verir
» Yeme ataklarını engeller
» Mide asit salgısını azaltır (böylece açlığa bağlı mide ekşimeleri ve yanmalarını engeller)
» Açlığa bağlı halsizlik, yorgunluk ve konsantrasyon kaybını önler
» Metabolizmayı düzenler
» Yağ yakımını destekler
» Diyet süresince psikolojik destek sağlar

Akupunktur etkisini farklı mekanizmalar ile gösterir. Bunlardan en önemlisi doğrudan beyindeki üst merkezleri etkileyerek gösterdiği etkidir. Kilo verme sürecinde beynin hipothalamus bölgesinde bulunan açlık ve tokluk merkezlerine akupunktur noktaları ile gönderilen uyarılar kişinin uyguladığı diyete rağmen kendisini tok hissetmesini sağlar.

Kilo vermede akupunkturun sağladığı çok kıymetli desteklerden bir diğeri de serotonin mekanizması üstünden gerçekleşmektedir. Serotonin iştah, uyku ve moral üzerine etkili çok önemli bir hormondur. Vücudumuzda serotonin düzeyi yüksek olduğunda kendimizi iyi, düşük olduğunda ise kötü hissederiz. Birşeyler atıştırmak geçici olarak serotininin yükselmesine yol açar. Bu sebeple atıştırmalar bir yandan geçici olarak kişinin kendini iyi hissetmesini sağlarken, bir yandan da kilo alımına yol açar. Çikolatanın içinde bol miktarda bulunan triptofan aminoasidi beyinde serotonine dönüşür. Karbonhidratlardan zengin gıdalar da geçici olarak serotonin salgılanmasını arttırırlar. Stres, uykusuzluk, huzursuzluk, depresyon gibi kişide serotonin seviyesinin düştüğü durumlarda tatlı şekerli gıdalara karşı aşırı istek oluşması bu sebepledir. Akupunktur tedavisi ile serotonin seviyesi normal seviyesine getirilir. Böylece ara atıştırmalar, tatı ve şekerli gıdalara karşı duyulan istek baskılanmış olur.

Yukarıda sıralanan etkiler kişinin beslenme programına uyumunu ciddi bir biçimde artırır. Diyet sürecini daha konforlu geçirmesini sağlar. Akupunkturun metabolizma üzerine etkileri uygulanan programdan alınan verimin artmasına da yol açar. Tüm bu sebeplerden dolayı akupunktur kilo verme sürecinde çok güçlü bir destektir.

Bu konu hakkında herhangi bir yorum yapılmamış, dilerseniz ilk yorumu siz yazabilirsiniz:
Ad, Soyad:


E-Mail: (yayınlanmayacaktır)


Yorum:


Akupunkturun Tedavi Ettiği Hastalıklar
Adet Düzensizlikleri
Adet Öncesi Gerginlik Sendromu
Ağrılı Adet Görme
Akne Vulgaris
Akut Bronşit
Akut Gastrit
Akut Sinüzit
Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı
Allerjik Burun Nezlesi
Allerjik Rinit
Alt Islatma
Ameliyat Sonrası Ağrıları
Anne Sütü Yetersizliği
Astım
Aterosikleroz
Bağışıklık Sistemi Zayıflıkları
Baş Ağrısı
Baş Dönmesi
Bebeğin Anne Karnındaki Pozisyonunun Düzeltilmesi
Bel Ağrıları
Bel Fıtığı
Boğaz Ağrıları
Boyun Ağrısı
Boyun Fıtığı
Boyun Tutulması
Böbrek Taşı Ağrısı
Bulantı
Çene Eklemi Ağrıları
Damar Sertliği
Depresyon
Diabet
Dirsek Eklemi Ağrıları
Dismenore
Diş Ağrısı
Diz Ağrısı
Diz Kireçlenmesi
Doğum Ağrılarının Azaltılması
Düşük Tansiyon
Epilepsi
Estetik Akupunktur
Farenjit
Fibromiyalji
Fobiler
Golfçü Dirseği
Guatr
Hamilelik Bulantı Kusmaları
Hazımsızlık
Hiperprolaktinemi
Hipertansiyon
Hipotansiyon
İmpotans
İnfertilite
İshal
Kabızlık
Kalça Kireçlenmesi
Kanser Ağrıları
Karaciğer Yağlanması
Karpal Tunel Sendromu
Kas Ağrıları
Kas Erimesi
Kemoterapi Zararlarının Tedavisi
Kısırlık
Kilo Verme
Kireçlenme
Konsantrasyon Güçlüğü
Kronik Bronşit
Kronik Gastrit
Kronik Sinüzit
Kulak Çınlaması
Kusma
Lökopeni
Meniere Sendromu
Menoraji
Mide Asidi Fazlalığı
Mide Ülseri
Migren
Myopati
Omuz Kireçlenmesi
Oniki Parmak Barsağı Ülseri
Osteoporoz
Panik Atak
Peptik Ülser
Radyoterapi Zararlarının Tedavisi
Raynoud Sendromu
Reflü Özerfajit
Safra Kesesi Ağrısı
Sara Hastalığı
Sık Hasta Olma
Sınav Kaygısı
Sırt Ağrısı
Sigara Bırakma
Sivilce
Siyatik
Spastik Kolon
Stres İle Mücadele
Şeker Hastalığı
Tenisçi Dirseği
Terleme
Tırnak Yeme
Tiroid Hastalıkları
Topuk Dikeni
Trigeminal Nevralji
Tükenmişlik Sendromu
Uçak Korkusu
Uykusuzluk
Ülseratif Kolit
Ürtiker
Yüksek Tansiyon
Yüz Ağrısı
Yüz Felci
Zamansız Süt Salgılanması
Zayıflama
Zona